"Saatte 120 km süratle giden bir bisikletle Alp daglarinin
yamaçlarindan inerken attigim zafer narasindan sonra degil ölmek,
yüz yasina kadar yasamak bile bana az gelir."diyor ünlü bisikletçi
Lance Armstrong.
Armstrong'un yasadigi boyutta degil belki; ama benzer
duygulari bizler de yasiyoruz sik sik, Kozak'taki daglarin zirvesine
bisikletle çikip, sabah serinligi içimizi üsütürken, yol kenarinda
buldugumuz bir çesme basinda kahvaltimizi yaptigimizda.
1 Nisan 2006 tarihinde,Bergama'da düzenledigimiz bisiklet
turuna –ne yalan söyleyeyim- bu kadar coskulu bir katilimcimiz
olabilecegini tahmin edemiyordum, baskanimiz İbrahim Toprak'in
katilimci tam sayisini öngörüp bize söylemesine ragmen.
O gün önce yaslari 12, 13 olan genç arkadaslarimiz gelmeye
basladi Cumhuriyet Meydani'na. Sonra sirtlarinda "Smyrna" yazan
İzmirli bisiklet dostlarimiz. Ve Kaymakam'imiz… Ve 70'lik gençler…
Adi Bergama'yla özdeslesmis Ali İhsan Güngül… Ve daha kimler kimler…
Ben bir taraftan katilimcilarin adlarini yaziyor, bir taraftan da
sayiyi kontrol edip heyecanlaniyordum.
Cumhuriyet Meydani'ndan pedal çevirmeye basladigimizda
sayimiz 163'tü. Baskanimizin tahmininden bile fazlaydi bu sayi.
Önce Atatürk Bulvari'ndan Soma asfalti kavsagina, Adnan
Menderes Bulvari üzerinden Semiye Sitesi ve Tekstil Fabrikasi
önünden Sanayi Sitesi – Fevzipasa Mahallesi yoluyla, bölgemize adini
veren Bakirçay'a ulastik. Sindel Köprüsü'nün yanindaki çesmenin
basinda mola verip köfte ve ayrandan olusan kumanyalarimizla
karnimizi doyurduk. (İzmir'den gelen dostlarimiz, mihmandarlarimiz
esliginde Kasikçi beline çikip Bakirçay Ovasi'ni seyretme olanagini
da buldular.) Dönüsümüz de, Cezaevi- Fevzipasa Mahallesi- Sanayi
Sitesi üzerinden İstiklal Meydani ve Arasta içinden oldu. Tam 163
bisikletli, ikiserli sira halinde ve tam bir disiplin içinde
gerçeklestirilen Bergamali bisiklet severlerin olusturdugu bisiklet
turu… Yasamaya degerdi.
Çevrilen her pedal "daha yasanabilir bir dünya" umudu
içindi. Öyle ya; verimsizlestirilen topraklar, besinlerdeki
kirlenmeye bagli "deli dana" hastaliklari, dioksinli tavuklar, yok
olan ormanlarimiz, kirlenen yer alti sulari, radyoaktif ve zehirli
atiklar… Yani, hizla yitirilen bir dünya, hizla yitirilen bir yasam…
Nereye kadar? İste bu nedenle 1 Nisan pedalini dogadan özür dilemek
için çevirdik. 1 Nisan pedalini, çocuklarimizi dogayla
baristirabilmek için çevirdik.
Yasamaya degerdi.
Hasan BILGIN