Allianoi'ye Sadakat yolculuğumuzda, İzmir'den ve ülkemizin birçok yerinden gelen ekiplerle Bergama'da buluşulacak. Allianoi Kurtarma Kazısı Başkanı Doç. Dr. Ahmet Yaraş'ın da katılımıyla saat 12:00'de Bergama'dan Allanoi'ye doğru yola çıkılacağız. Yaklaşık yarım saat sürecek yolculuğumuzdan sonra Allianoi'de şarkılar söylenecek, şiirler okunacak, tiyatro gösterisi olacak ve Allianoi için diktiğimiz yorganı sereceğiz üzerine Allianoi'yi koruma kararlığından vazgeçmediğimizi göstermek için. Ardından saat 15:30'da DOĞADER ekibimizle Bergama'ya dönerek Pergamon Akrapol'ü gezeceğiz. (Ekte Pergamon adlı bir dosyada Akropol ayrıntılı biçimde anlatılmaktadır.)
Allianoi Yortanlı barajı suları altında kalacak. 2001'de sit alanı ilan edilen Allianoi üzerine baraj düşüncesinden vazgeçmeyen DSİ, onlarca kez bilim kurulları oluşturulmasını sağladı. Bilim kurullarını Allianoi'yi koruyan kararlar verdikçe kurul üyeleri değiştirildi ve sonunda inşaat mühendislerinden oluşan bir kurul Allianoi'nin üzerini kille kapatılması gibi saçma bir kararla, DSİ baraj inşaatını tamamlamasına izin verdi. DSİ muradına erdi ermesine ama bu uğurda Allianoi feda edildi.
Baraj inşaatlarına büyük bir gereklilik olarak bakılır ülkemizde. Oysa gerçekten durum böyle mi? İşte bu konuda Emekli Jeokimya Profesörü Dr. M. Yılmaz Savaşçın bir yazısını altta yayınlıyoruz. Baraj gerçeğinin daha çok farkına varılabilmesi için...
DOĞADER
Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği
Baraj gerçeği ve Allianoi
Doğa ne yaptığını bilir ve dünyanın oluşumu sırasında programını doğru yapmış, kararını vermiş:"canlıların ihtiyacı olan suyun korunma alanı yeraltıdır" diyerek. Nitekim hiçbir yapay kimyasal arıtma ile sularımızı yeraltındaki mekanizmalar boyutunda temizleyemeyiz. Oysa biz önce yer altı sularımızı talan ettik. Bundan otuzbeş yıl öncesinde Bornova Ovası'nın yeraltı suyu 20m. derinde idi. Şimdilerde aynı havzada bazı büyük, uluslararası meşrubatçılar 750 m. den su çekiyorlar, her yıl 6-7 m daha derine inmek zorunda kalıyorlar ve ikinci üçüncü sondajları programlıyorlar. Oysa fabrikalarını Tire'ye veya Bayındır'a taşısalar su problemleri kalmayacak. Daha da vahimi ülkemizin birçok yerinde sanayiciler, gazetecilere konu olacaklarından korktuklarından, kirli atıklarını derelere bırakamadıkları için yeraltına gönderiyorlar. Keşke derelere bıraksalar demeye insanın dili varmıyor.
Sulama ve içme suyu barajları artık tüm dünyada ya çok az inşa ediliyor ya da hiç yapılmıyor. Bunların yerine yeraltı sularını daha fazla besleme teknikleri geliştiriliyor veya yeraltı barajları yapılıyor. Üstelik DSİ bundan 20 yıl onca Antalya'da ilk yeraltı barajı yapan bir kuruluş idi. Peki neden tüm dünyada suluma ve içme suyu barajları terkedildi? Bunu anlamak için kitap okumak bile gerekmiyor artık. UNESCO nun ve diğer ilgili kuruluşların internet sayfaları bu yeni yöntemler konusunda yeterince aydınlatıcı.
Barajlar (sulama ve içme suyu barajları) çok yer tutarlar ve kısa ömürlüdürler. Yaz aylarında sular önemli ölçüde buharlaşır (geçen kurak yazı hatırlayın) ve geri kalan suda tuz oranı önemli ölçüde artar. Bu tuzlu su ile tarlalar bolca su tüketerek (vahşi suluma) sulanır ve topraktaki su bir kez daha buharlaşarak daha da tuzlanır. Sonuç toprağın tuzlanması. Çözüm ise en az iki yıl toprağın bekletilerek yeni yağmurlarla yıkanması ama aynı zamanda yeraltına aşırı tuz gönderme.
Bunun yanısıra Allinoi'de olduğu gibi barajlar ovalara yakın bölgelerde iseler, ovanın doğal beslenmesini engeller ve ovadaki doğal kaynakları da kuruturlar (Alaşehir Barajı ve daha birçok başka sulama barajından buna örnek verebilirim). Kaldı ki Allionoi' de yapılan barajın sulayacağı ova henüz endüstriyel tüketim veya kirlilikten nasibini almamış bakir bir ova ve yeraltı suyu sorunu yok. Bu ayni zamanda su anlama geliyor: baraja harcanan paranın ( eski TL ile 11 trilyon diyorlar ve bana çok fazla geliyor) onda biri ile hem köylüler vahşi sulamaya karşı eğitilirdi hem de yeraltı suyunun optimal paylaşımı sistemi kurulabilirdi. Günümüzdeki vahşi sulama salt aşırı su tüketimi değil ayni zamanda ürünün kurak iklime uyumlu özelliğini ve lezzetini de yitiren bir olay. Tüm bu yazdıklarımın doğruluğunu kanıtlamak için bizden çok daha az suyu olduğu halde yer altı suyunu sürekli koruyan ve besleyerek azalmasını önleyen İsrail en can alıcı örnektir. Üstelik İsrail'de sahilde denizden çıktıktan sonra ücretsiz duş bile alabiliyorsunuz.
Peki, bunu rağmen DSİ neden hala inatla anlamsız sulama ve içme suyu barajları yapıyor? Birinci neden devletten aldığı bütçesini elverdiğince şişirebilmek için. İkinci neden Türk usulü inatlaşma ve karşılıklı uzlaşmama geleneğimiz. Ama esas sorun yüz binlerce kez yasaları dele dele yapılmaması gereken sondajlara izin vererek yeraltı sularımızı özellikle sanayi ve tarım alanlarında nasıl tükettiğimiz. Yetmişli yıllarda akademi gibi çalışan bir DSI ve MTA ile hepimiz gurur duyardık. Ama o yıllarda bu kuruluşların genel müdürleri on yıl onbeş yıl değişmezdi ve bir milletvekili veya politikacı uygun olmayan bir iş için ricada bulunsa genel müdür "mühendis arkadaşlara sordum maalesef yapamazmışız" diyebiliyordu. Simdi bir genel müdürün ortalama genel müdürlük sureci bir iki yıl."maalesef yapamazmışız diyebilir mi? Başka bir anlatımla bu düzensizlik yasamanın yürütmeye alaturka müdahalesini en pratik örneği değil mi?
Dr. M. Yılmaz Savaşçın
Dokuz Eylül Ün.
Emekli Jeokimya Prof.
DOGADER
Dogayi ve Cevreyi Koruma Dernegi
Tel: (0224) 222 96 01
www.dogader.orgSehrekustu Mah. Cemal Nadir Cad.
Koyuncuoglu Apt. No:5 Kat:2 BURSA
(Pirinchan arka kapisi karsisinda)
Not:
*DOGADER'den e_posta almak istemiyorsaniz, lutfen bize bildirin.
*E_posta grubumuza uye olmak istiyorsaniz bize "UYE" baslikli bir e_posta gonderiniz.
*Bursa disindaki uyelerimiz bize "ULUSAL UYE" baslikli bir e_posta gondererek, katilamayacaklari etkinliklerimize yonelik duyurularımızı engelleyebilirsiniz
.